Bir Burjuva Köpeğinin Özeleştirisi: Marx ve Elma Bahçeleri Üzerine Absürt Bir Yolculuk

Marksizm hakkında bir komedi filmi yapılabilir mi?

Üstelik bu ne propaganda ne de karşı propaganda haline getirmeden, herkesle aynı anda dalga geçerek başarılabilir mi?

Julian Radlmaier'in Bir Burjuva Köpeğinin Özeleştirisi (Self-Criticism of a Bourgeois Dog) tam olarak bunu yapıyor.

Filmin ilk dakikalarında insanın aklına tek bir soru geliyor:

"Ben şu an tam olarak ne izliyorum?"

Ve bu soru filmin sonuna kadar peşinizi bırakmıyor.

Marksist ideolojiyi de, ona karşı duran ya da onu pratiğe dökmeye çalışan insanları da birbirinden tamamen farklı karakterler üzerinden zekice tiye alıyor. Ama bunu yaparken size neyi düşünmeniz gerektiğini söylemiyor. Tam tersine, film boyunca zihninize onlarca soru bırakıyor.

Hem de bütün bunları Almanya ve İtalya'nın büyüleyici manzaraları eşliğinde yapıyor... Yönetmenin Venedik sevgisi de oyuncular rastgele bir tabloya bakarken ya da rastgele bir rota olarak İtalya’yı seçip Venedik’e vardıklarında anlaşılıyor.

Bir sahnede kahkahalar atarken, birkaç dakika sonra karakterlerin temsil ettiği fikirleri düşünmeye başlıyorsunuz. Ardından muhteşem bir elma bahçesi çıkıyor karşınıza ve bütün felsefi tartışmaları unutup "Keşke ben de orada elma topluyor olsam." diyorsunuz.

Karakterler oldukça karikatürize edilmiş. Ancak onları izledikçe fark ediyorsunuz ki aslında her biri gerçek hayatta mutlaka bir yerde karşılaştığınız insanların ilginç yönlerini temsil ediyor. Kimisi teoriyi hayatın önüne koyuyor, kimisi pratikte tamamen başka biri oluyor, kimisi ise hiçbir fikre gerçekten ait değil. Bu yüzden film boyunca neredeyse kimseye tamamen hak veremiyorsunuz.

Genelde bu tarz filmler, “Marksizm’i ne övüyorum ne yeriyorum!” modunda takılırken gizliden gizliye yermeyi tercih eder. Ele alınan absürtlüklerin neredeyse tamamı Marksizm’in veya geçmiş komünizm tecrübelerinin saçmalıklarıdır sanki yeryüzündeki saçmalıkların kaynağı buymuşçasına… Bu filmde de bu nüansı alttan alta hissetsem de alışık olduğumuzdan çok daha derinlikli felsefi sorularla tartışmayı yönlendiriyor ve mizahla harmanlıyor. Eğlenmedim desem yalan olur…

Filmin mizahi ögeleri oldukça ilginç kurgulanmış. Bir şeylerden rahatsız olurken gülmekten de kendinizi alamıyorsunuz, gülüyorsunuz ama neden güldüğünüzü düşündüğünüz anda film ikinci katmanını açıyor. Bir süre sonra karakterlere değil, aslında kendinize ve çevrenizdeki tiplere gülmeye başlıyorsunuz.

Filmin yönetmeni, aynı zamanda başrol oyuncusu olan Julian Radlmaier. Filmlerinde Marksist teori sürekli gündemde ancak bunu uzun nutuklarla değil, absürt mizahın içine yerleştirerek anlatıyor. Kendisi de bir röportajında komedinin didaktik olmaktan kaçmanın en etkili yollarından biri olduğunu söylüyor. Onun tarzını ilginç kılan şey de tam olarak bu yaklaşım.

Ein Gespenst geht um in Europa (Avrupa'da Bir Hayalet Dolaşıyor), Ein proletarisches Wintermärchen (Bir Proleter Kış Masalı) ve Blutsauger (Kan Emiciler) gibi filmlerinin isimleri bile Marx, sınıf ve kapitalizm ekseninde dolaşan ironik dünyasını ele veriyor.

Yönetmenin ikinci ismi Marc, ancak daha çok küçükken pasaportuna bu isim yanlışlıkla Marx olarak yazılmış. Marksizmle ilişkisinin burada başladığını söylüyor yine mizahi diliyle.

Bir Burjuva Köpeğinin Özeleştirisi herkesin seveceği bir film olmayabilir. Hatta ilk yarım saatte "Bu ne şimdi?" deyip kapatanlar da olacaktır. Ama bir eserin size cevaplar vermesinden çok sorular sormasını seviyorsanız ve politik fikirlerin mizahla harmanlanmış bir versiyonunu izlemek isterseniz, bu film uzun süre aklınızdan çıkmayacak deneyimlerden biri olabilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sinirlerinizi Yatıştıracak O Film: A TRAVELER’S NEEDS

SAVAŞIN KAYIPLARI – Casualties of War. Yüzleşmeye GERÇEKTEN Cesaretimiz Var Mı?