MORTU NEGA: Sesini Duyuramayan Acılar

Resim

 "Film, özgürlük savaşının kurbanları için değil, hayatta kalanları için bir ağıt niteliğinde."

Hayatımız boyunca adını bile zor duyduğumuz, haritada yerini gösteremeyeceğimiz ülkelerde yaşananları en filtresiz, en doğal ve gerçekçi haliyle görebileceğiniz yer beyaz perde bence. Bu tarz eserlerin “didaktik” yönü kimi seyircileri filmden koparıyor bazen ama ben çok seviyorum bir film izlerken hayatım boyunca gitmediğim ve muhtemelen de gidemeyeceğim ülkelerden bir şeyler görmeyi, öğrenmeyi.

Yıl 1973, Gine-Bissau Cumhuriyeti, Portekiz’den bağımsızlaşma aşamasında. Savaşta hayatlar kaybediliyor, tüm erkekler savaşta. Kadınlar, çocuklar da savaşçılara silah, yiyecek taşıyorlar canlarını kaybetme pahasına.

Çaresizlikler içinde de olsa direnmeyi bırakmayan halk, sonunda bağımsızlığını kazanıyor ama dertler yine bitmiyor. Kuraklık ekleniyor her şeyin üstüne, yiyecek bir şey bulmak zorlaşıyor. Hükümet pirinç, yağ gibi temel maddeleri dağıtmaya çalışsa da yetmiyor, ürünler karaborsaya düşüyor… yani hayat hiç kolay değil.

Bir de savaş sonrası eklenen sağlık sorunları var tabii. Çözüm için büyük şehirlerdeki hastanelere ulaşabilmek de büyük dert, ulaşsanız da imkanlar kısıtlı, çare bulmak zor…

Ama bu insanlar umutlarını kaybetmiyor, çare aramayı bir an bile bırakmıyorlar. Vazgeçecek gibi olanın imdadına bir diğeri yetişiyor, dayanışma ruhu dimdik karşınızda…

Olayları özellikle “Diminga” (Bia Gomes) karakterinin çerçevesinden izliyoruz. Diminga yaşadığı acılara rağmen mücadeleden vazgeçmeyen, umudunu kaybetmeyen bir kadın. Eşi “Sako” (Tunu Eugenio Almada) cephede, Diminga Sako’ya da güç veriyor. En zor, en umutsuz anlarında elini bırakmıyor, ona da hayat ve umut aşılıyor. Çiftin bu mücadele içinde birbirine sevgi ve saygı dolu ilişkisini izlemek insanın hem içini ısıtıyor hem de buruk bir tat bırakıyor ister istemez…

Yönetmen Flora Gomes’in şaşırtıcı bir hikayesi var. Gomes film eğitimini Küba’da alıyor, Gine-Bissau Cumhuriyeti bağımsızlığını kazandıktan sonra tekrar ülkesine dönüyor ve 1987 yılında bahsettiğimiz Mortu Nega filmini çekiyor. Film, bu ülkede bağımsızlıktan sonra çekilen ilk film olma özelliğini taşıyor ve prömiyerini 1988 Venedik Film Festivali’nde yapıyor.

Flora Gomes (Kaynak: Vikipedi)

Bu film aslında sadece Gine-Bissau Cumhuriyeti’nin değil, bütün Afrika’nın kolonileştirilme-bağımsızlık dönemlerine vurgu yapmak adına çekilmiş. Belgeselvari, sade bir tarzı var yönetmenin. Köyleri, yolları, tarlaları, ormanları neredeyse gidip görmüş kadar net gösteriyor, bu açıdan çok hoşuma gitti. Aynı şekilde günlük yaşamı, kadınların “sıradan” günlerinin nasıl geçtiğini de… Oyunculuklar çok doğal ve yaşanmışlıkları olduğu o kadar fark ediliyor ki, film daha da çok “gerçek” hissettiriyor. Filmin bir acelesi yok, sakin bir ritmi var. Asla sıkıcı değil ama Reels tadında bir akıcılığı olmadığını da bilmekte fayda var.

Yorumlar